hikaye

Her kadının içinde küçük bir kız vardır

Ezgi PamirBülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. ‘Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir’ diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, bir de sinirlenmişti.
Alaycı bir ses tonuyla:
– Ekmek parası mı istiyorsun? diye sordu.
– Hayır, çikolata parası lazım! …

Sunay Akın’dan bir ‘kış kış’ masalı

sunayakinİnsanların dünyasının hayvanların sırtına yüklenerek anlatıldığı öyküleri sevemedim bir türlü. Hani şu ‘fabl’ denilen türden söz ediyorum. Böylesi öyküleri son derece didaktik bulduğumdan, içerdikleri mesajlar düşünceme sokulmuş bir parmak gibi hayallerimi acıtmıştır. Fabl denilince de akıllara ilk gelen Lafonten oluyor elbette. İşte ben, Fransız şair Lafonten’in yazdıklarına ilkokul sıralarından beri ısınamadım gitti. Orhan Veli’nin Türkçemize kazandırdığı Lafonten’in fablları, hayvanlar hakkında yıllardır önyargılar oluşturmuştur ve ne yazıktır ki, bu yanılgılar günümüzde de devam etmektedir.

Tuz

tuzHintli yaşlı bir usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar.

“Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “acı” diye cevap verir. Usta gülümseyerek çırağını kolundan tutar ve dışarıya çıkartır. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyler.

Başa Dön